Bir Matematikçi: Estetik Formül

Filozof: “Süreklilik hipotezinin çözümü, tüm bilime derin etkiler doğuracaktır.”

Fizikçi: “Tam sayılmaz. Fizik, bu efsanevi kuramlar olmadan yolunda daha iyi ilerliyor. Bize

kullanılabilir matematik verin.”

Bilgisayar Bilimi Uzmanı: “Kimin umurunda? Bu evrendeki her şey sonlu gibi görünüyor. Ayrıca, Pascal programlarımın hata ayıklama konusuyla çok meşgulüm.”

Matematikçi: “Unutun bunları! Sadece formüllerinizi olabildiğince estetik hazırlayın!”

Bir Matematikçi: 2*2=?

Dünyadaki en yetenekli zihinleri bir araya getirilerek hepsine şu soru soruldu:

“2 * 2 = ?”

Kimyager derhal yaklaşık  10 üzeri 1 dedi.

Mühendis sürgülü cetvelle hızlıca yapıyor (eski bir yöntem) ve ileri geri oynatıyor ve nihayet “3,99” diyor.

Fizikçi teknik referanslarına danışır, sorunu bilgisayarında belirler ve “3,98 ile 4,02 arasında” diye ilan eder.

Okumaya devam et

Bir Matematikçi: 2*2

Birçok bilim insanına cevaplamaları için şu soru sorulur: “2*2 = ?”

Mühendis sürgülü hesap cetvelini kullanarak hesaplar ve sonunda cevap “3.99” der.

Fizikçi teknik referanslara dayanarak bilgisayarda problemi kurgular ve “3.98 ile 4.02 arasında bir sayı” der.

Filozof gülümser ve “2*2 ile neyi kastediyorsunuz?” der.

Mantıkçı “Lütfen 2*2 ifadesini daha açık tanımlayın” der.

Sosyolog “Bilmiyorum, ama hakkında konuşmak güzeldi” der.

Matematikçi bir süre düşünür ve sonra “Cevabı bilmiyorum fakat bir cevabın bulunduğunu söyleyebilirm” der.

Tıp öğrencisi “4” diye cevaplar.

Herkes şaşkın “Nasıl bildin” diye sorar.

Tıp öğrencisi ise “Ezberlemiştim” der.

Gottfried Leibniz

“Ben de o kadar fikir var ki, eğer benden daha iyi görmesini bilenler bir gün onları derinleştirecek ve benim zihin emeğime kendi kafalarının güzelliğini katacak olurlarsa, sonraları belki bir işe yarayabilir” diyen Gottfried Wilhelm Leibniz, 1 Temmuz 1646 günü Leibzig’de doğdu. Ancak yetmiş yıl yaşadı. 14 Kasım 1716 yılında Hannover’de öldü. Babası ahlak ilmi öğretmeni olup üç nesilden beri Saksonya hükümetine hizmet etmiş bir aileden geliyordu. Bu nedenle, Leibniz’in ilk yılları oldukça ağır bir politika ile yüklü bir bilgiçlik havası içinde geçti.

Leibniz altı yaşındayken babasını kaybetti. Tarih hevesini babasından almıştı. Leipzig’de bir okula devam ediyordu. Babasının geniş kütüphanesinde bulunan çok sayıdaki kitapları sürekli okuyordu. Sekiz yaşında Latince’ye başladı. On iki yaşına gelince, Latince şiir yazacak kadar bu dilini ilerletti. Latince dilini öğrendikten sonra, kendi gayreti ile Yunan’ca öğrendi. Bu devirdeki zihni ve zekası Descartes’e benziyor ve çok iyi işliyordu. Klasik çalışmalardan usandığı için mantık ilmine başladı. On beş yaşından küçük olan bu çocuğun, klasiklerin ve skolastik Hıristiyanların büyüklerinin ortaya koyduğu mantığı düzeltmek için “Characteristica Universalis” adlı ilk denemesini verdi. Couturat, Russell ve başkalarının. dediği gibi, bu eser metafiziğin anahtarıdır. Yine İngiliz matematikçisi Boole’un söylediği gibi, kendisinin yarattığı sembolik mantık, Leibniz’in Characteristica’sının bir parçasıdır.

Okumaya devam et